Smiley face
Smiley face
Smiley face

‘Onur, şeref ve haysiyet sahibi her Kürt refarandumda mutlaka 'HAYIR' demeli’

14-04-2017 14:42:26
PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan, referandumdan ‘Evet’ çıkması durumunda Türkiye’de Kürt düşmanlığının yükseltileceğinin altını çizerek “Bunun için de onur, şeref ve haysiyet sahibi her Kürt mutlaka ‘Hayır’ demeli.” dedi.


 

 

 

HABER MERKEZİ 

 

 


Radyo Dengê Kurdistan’a değerlendirmelerde bulunan PKK Yürütme Komitesi üyesi Murat Karayılan, Türkiye’de yapılacak olan refarandumda ‘Evet’ sonucunun çıkması durumunda Kürt düşmanlığının yükseleceğine dikkat çekerek ‘Onur, şeref ve haysiyet sahibi her Kürt mutlaka ‘Hayır’ demeli.” dedi. 

 

Murat Karayılan’ın yaptığı değerlendirmede öne çıkan konu başlıkları şöyle: 


“Bugün 14 Nisan. 14 Nisan 1998, Komutan Zelal yoldaş (Nesibe Ağırman) ile 23 arkadaşın şahadet günüdür. Zelal yoldaş ve o gün şehit düşen tüm yoldaşlar şahsında tüm devrim şehitlerini anıyor, onların anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Bundan 19 yıl önce Herekol eteklerinde yaşanan çatışma hem büyük bir çatışmaydı; hem de önemli bir dönemde yaşanmıştı. O zaman yeni geliştirdiği uçar birliklerine çok güvenen Türk devleti, şimdiki gibi çok yalan söyleyerek, “artık PKK bitti, sona erdi” diyordu. ’98 yılı baştan sona operasyonlarla geçti. O zamanki politikaları nasıl boşa çıktıysa, şimdi de aynı şey gündemdedir. Biz o kahraman şehitlerin yolunda yürüyenler olarak, onların anılarını yaşatmayı onurumuz, haysiyetimiz ve sözümüz olarak görüyoruz. Bizler bu kahraman şehitlerimizin anısı için yaşıyoruz. Çünkü onların yolu, halkımızın zafer yoludur; onların o tertemiz ruhu, bizi büyük sonuca götürecektir. Bu inançla bugün içinde bulunduğumuz böylesi önemli bir dönemde tereddütsüz ve kararlı bir şeklide mücadele yürütüyoruz.


AKP-MHP devletinin hareketimizi bitireceğine dair sarf ettiği sözler, psikolojik savaş amaçlı söylenen yalan sözlerdir. Amaçları, halkımızda tereddüt yaratmak ve hareketimize olan inancını zayıflatmak ve üzerine plan yaptığı çeşitli kesimlerin kendisine katılmasını sağlamaktır. Düşman her yıl bu yalanı söylüyor. Bundan hiç utanmadıkları gibi, aynı zamanda hiç yorulmuyorlar; hep aynı şeyi söylüyorlar. 78’de de söylediler; ‘88’de de söylediler; ‘98’de de söylediler; şimdi içinde bulunduğumuz 2017’de de aynı şeyi söylüyorlar. Yani ülkemizi işgal eden bu sömürgeciler sadece zalim değil, aynı zamanda yalancı, ikiyüzlü ve alçaktırlar. Halkın onuruyla böyle oynuyorlar ve çıkarları için ayakları altına alıyorlar. Bu yalanlarının hepsi bunun içindir. Ama bilmeleri gerekir ki, PKK hareketi olarak biz bir halkız ve bu halkı yok edemezsiniz. Bunların dedeleri de halkımızı ortadan kaldırmak istedi ama yapamadı; bunlar mı yapacaklar! Biz bugün Ortadoğu’nun da, Kürdistan’ın da, Türkiye’nin de bir gerçekliğiyiz. Bu topraklar var olduğu sürece, Kürdistan özgürlük gerillası da var olacaktır.


Bugün Türkiye devleti yeni bir konsepte ulaşmış ve bu temelde AKP ve MHP ittifak yapmıştır. Bunlar Türkiye’yi yeni bir diktatöryal-faşist sisteme kavuşturmak istiyorlar. Bunu da Kürt halkını ezerek ve katlederek yaşama geçirmeye çalışıyorlar. Yani böylesi bir saldırı dalgası içerisindeler. Özellikle de 15 Temmuz 2016’dan beri bu saldırılarını daha da arttırdılar. Resmen büyük bir savaş yürüyor ve şu ana kadar bir sonuç alabilmiş değiller. Bu savaş yalnızca Kuzey’de de yaşanmıyor. Rojava ve Güney Kürdistan’da da yürüyen bir savaş süreci söz konusudur. AKP’nin Suriye’ye dönük olan projelerinin hepsi sonuçsuz kaldı. Ne diplomaside, ne askerlikte, ne de siyasette sonuç alabilmiş değiller. Yani Rojava’da yenildiler. Güney Kürdistan’a dönük de birçok projeleri vardı; bir iç savaş geliştirmek ve böylece Güney’i bir savaş sahasına çevirmek; böylece Kürtlerin iradesini ayaklar altına almayı amaçlıyorlardı. Bunda da şimdiye kadar sonuç alabilmiş değiller ama halen de bu çabaları devam etmektedir. Şengal’e, Rojava’ya, Güney’e dönük saldırı arzuları ve oyunları sürmektedir. Tabii ki saldırabilirler; biz de olması muhtemel bu saldırılara gereken yanıtları vereceğiz.


‘Türk devleti Kuzey Kürdistan’da soykırım siyaseti yürütüyor’


Kuzey’de, bir soykırım siyaseti yürütüyorlar. İmralı merkezli olarak yürüttükleri bu soykırım siyasetini tüm zindanlara yaymak ve dalga dalga bütün Kürdistan’a taşırmayı amaçlıyorlar. Bu amaçla Önderliğin mesajlarının halka ulaşmasına izin vermiyorlar. Bu 2 yıldır çok ağır bir tecrit ve psikolojik bir işkence uyguluyorlar. Aynı zamanda Kürt siyasetine dönük yönelimleri var; bütün Kürt siyasetçilerini hedef almış durumdalar. Eş genel başkanları tutukladılar; milletvekillerini tutukladılar; belediye eşbaşkanlarını tutukladılar; “Bu siyasetçi, bu kültürel çalışma yürütüyor, bu dil çalışması yürütüyor” demeden bütün yurtsever çalışanları tutukladılar, aynı zamanda Kürt halkının bütün kazanımlarını hedeflediler. Bütün bunlarla Kürt halkına, “Size başka bir dünya yok; tek çareniz teslim olmaktır.” demek istediler.
Aynı zamanda gerillaya dönük de kapsamlı saldırılar geliştirdiler. Özellikle bu kış birçok operasyon yaptılar. Askeri mantığa göre, kış mevsimi gerilla için de asker için de tehlikelerle doludur. Nasıl bir tehlikesi vardır; mesela havanın soğuk olması bile insanı öldürebiliyor. Yine kış mevsiminde yaşanabilecek çığ, vb. doğal felaketler, ordular açısından akla gelmeyecek sonuçlar doğurabilir. Ama Erdoğan, “Gitsinler ve operasyon yapsınlar da; ne olursa olsun.” diyor. Bunun için bazı paralı askerleri kiralamışlar; onlara, ‘gerekirse basına vermeyecekleri ve gizli bir şekilde gömecekleri; ailelerinin hiçbir şekilde dava açamayacağı’ konusunda belge imzalatmışlar; bu temelde, “Gitsinler; ölürlerse de ölsünler.” diyorlar. 


Mesela bu son Çarçela operasyonlarında o helikopterle indirme yaptırdıkları askerlerin çoğu donarak öldü. Türkiye halkının bundan haberi var mı? Yok. Yani araziye sürüyor; “Gitsinler, belki sonuç alırlar.” diyorlar. Bütün bunlara rağmen bu kış da boşa çıktılar. Hatta kendileri darbe yediler. Botan’da, Garzan’da ağır darbeler yediler. Mart’tan bu yana bazı yerlerde temas ve çatışmalar da yaşandı. Bizim de şehitlerimiz oldu; düşman askerlerinden de çok kişi öldü. Ama bütün sürece bakarsan, Türk devleti Kuzey’de de yenilmiştir; hiçbir sonuç almamıştır. Güçlerimiz, şu an her dönemdekinden daha fazla güçlü bir şekilde 2017 yılı mücadelesine hazırdır.


Gerçeklikler gün gibi açık olmasına rağmen AKP, sanki biz darbe yemişiz gibi göstermeye çalışıyor. Her gün açıklama yapıyorlar, ‘Bilmem ne kadar kişi öldürdük; bilmem ne kadar kişiyi tutukladık’ diyerek sonuca gittiklerini ima eden bir resim oluşturmaya çalışıyorlar. Ama gerçeklikler böyle değildir. Tabii Türkiye’de onurlu bazı çevreler dışında bütün basını teslim aldıkları için söyledikleri bu yalanları günlerce de tartıştırıyorlar. Bu biçimde toplumda bir algı yaratmak istiyorlar. Tüm amaçları budur.


‘Halkımızın olduğu her yer, bir Kürdistan özgürlük mücadelesi alanıdır’


Gördüğünüz gibi gerilla eylemleri yapıldı. Yeni girdiğimiz bu bahar aylarında belki her yerde gerilla hareket halinde olmayabilir ama şimdiye kadar gelişen eylemler de gerillanın performansının her dönemdekinden daha fazla olduğunu gösteriyor. Kürdistan özgürlük gerillasının yıllara dayanan tecrübesi ve bu temelde yaptığı hazırlıkları vardır. Güçlerimizde profesyonel bir düzey gelişmiş durumda. Yani düşmanın tekniğe dayalı operasyonel saldırılarına karşı nasıl yaklaşması gerektiği konusunda, Kürdistan gerillası ne yapacağını iyi biliyor. Çarçela savaşında da, Amed’de de, Garzan’da da, Botan’da da, her yerde de şu ana kadar gelişen direniş bu temelde sürdü; düşman çok büyük darbeler yedi. ‘Nisan ayında PKK’nin adını kimse ağzına almayacak’ diyenler görsünler; bugün dağlarda, ovalarda, şehirlerde, zindanlarda ve her yerde PKK’nin sesi yankılanıyor. Halkımızın olduğu her yer, bir Kürdistan özgürlük mücadelesi alanıdır. Bu da bunların olayları ne kadar gerçek dışı dillendirdiklerinin ispatıdır.”


11 Nisan günü Bağlar’da gerçekleşen eylem yeni bir taktik çıkıştır. Mücadele tarihimizde hiçbir zaman böyle bir eylem yapmış değiliz. Bugüne kadar hep yer üstünde eylem yapan güçlerimiz, bu eylemi yer altından organize etmiştir. Yani yer altından o polis merkezinin tam dibine girilmiş ve bu temelde orası patlatılmıştır. Şu ana kadar Türk devletinin kayıplarını tam olarak netleştiremedik ama iyi biliyoruz ki bu eylemde onlarca ölüleri var. İleride kesin bilgiyi alınca bu da ortaya çıkacaktır.


Bunlar Bağlar’da büyük bir darbe yediler ve şok yaşadılar. Bu eylem onların bütün yalanlarını ortaya döktü. Gizlemek için çok büyük çaba sarf etmelerine rağmen başaramadılar. Önce ‘panzer patladı’ dediler. Yine Erdoğan gerçeğin gizlenmesi için bizzat Amed valisini arayarak telkinlerde bulundu ama koca binanın durumu ortada; nasıl gizleyecekler ki! Bu yüzden şimdi de, ‘olay patlamadır; 3 kişi ölmüş’ diyerek bu eylemi sıradanlaştırmak istiyorlar.


“Yerle bir olan bu Çevik Kuvvet ve TEM Şube Merkezi, Kürdistan özgürlük gerillasının ulaştığı düzeyi ve yakaladığı performansı gösteriyor. Eğer bir hareket güçsüz olsa, büyük imkanlar yaratacak bir düzeyde olmasa, 2 buçuk ton patlayıcıyı Amed Emniyet Müdürlüğü ek binasının altına götürüp patlatabilir mi? Tabii ki bunu yapamaz.


Çok uzman bir şekilde düzenlenen bu eylem, sivil kaybı sıfır olacak şekilde planlanmıştır. Mesela böylesi bir patlamada TEM’de gözaltında bulunan sivil-yurtsever insanların da zarar görme ihtimali olduğundan dolayı o bölümlerin altına patlayıcı yerleştirmemek suretiyle patlayıcı miktarı azaltılmış ve orada görevli olan polislerin kullandığı bina sadece patlatılmıştır. Bununla, sivillere hiçbir zarar gelmemesi, yalnızca hedef olan silahlı güçlerin zarar görmesi amaçlanmıştır. Burada büyük bir hassasiyet ve bu hassasiyeti ustaca uygulama söz konusudur. Bu eylem bahsettiğim düzeyi işaret ettiği gibi, düşmanın da tüm yalanlarını ortaya sermiştir. Düşmanın PKK’ye dönük söylediği tüm sözler yalandır.


Bu eylem, bu yıla giriş anlamında önemli bir başlangıç oldu. Zaten eylemciler, bu eylemin hem Amed eyaletinde şehit düşen gerillalar anısına; hem de Türk devletinin zindanlarda uyguladığı tecrit ve izolasyon siyasetine, uyguladığı zulüm ve işkence politikalarına karşı bir uyarı eylemi olduğunu açıkladılar. Bu da bir cevaptır ve yerini bulmuştur.


‘Onur ve şeref mücadelesi olan mücadelemize kimse geri adım attıramaz’


Kürdistan özgürlük mücadelesi güçlüdür. 2017 yılını büyük bir hamle yılı yapmak istiyoruz. Düşman bu konuda çok propaganda yapıyor ve insanları PKK’den uzaklaştırarak kendi kirli emellerine alet etmek istiyor. Kimse bu konuda yanlış yapmamalı, suç konumuna düşmemeli. Bu halkın evlatları hiçbir suçu hesapsız bırakmaz. Bu önemli dönemde kimse düşmanın yalanlarına aldanmamalı ve yanlışlık yapmamalı. Düşman şu an bu savaşı Kürtler arası bir savaşa evriltmek istiyor. Kuzey’de de, Güney’de de bizim karşımıza yine Kürtleri çıkartmak istiyor. Biz de diyoruz ki, kimse kendisini düşmanımızın tarafında siper yapmasın, kimse bu konuda yolunu şaşırmasın. Biz gerçek düşmanımızla savaşmak istiyoruz. Çünkü onlar her gün halkımıza saldırıyorlar, halkımızı soykırımdan geçirmek istiyorlar, halkımızı yok etmek istiyorlar. MHP neden bu sürece bu düzeyde katılıyor? Çünkü AKP, bugün onların amacına uygun bir siyaset izliyor. Bunlara elbette ki gereken cevabı vereceğiz ama bunun için kimsenin araya girmemesi lazım. Bu konuda ister korucu olsun, ister siyasi parti; Türkiye devletiyle ilişkide olan herkes hesabını doğru yapmalıdır. Bizler, öyle bazı cemaatler gibi maddiyat üzerinden insanları toplayan bir hareket değiliz ki bir baskı ya da zulüm yaşandığında hemen dağılalım! Biz, onur ve şeref mücadelesi veriyoruz. Biz sadece malımızı ortaya koymamışız; canımızı, kanımızı, her şeyimizi ortaya koymuşuz ve bu temelde mücadele yürütüyoruz. Tüm taraftarlarımız ve yurtseverlerimiz böyledir. O değerli analarımız bu kadar evladını vermiştir bu uğurda. Dolayısıyla bir onur ve şeref mücadelesi olan mücadelemize kimse geri adım attıramaz. Bu mücadele bir özgür insanlık mücadelesidir. Bunun için de AKP de, Türkiye devleti de, kandırılan kişi ve kesimler de aklını başına toplamalıdır. Kürdistan özgürlük mücadelesi bu dönemde zafere yürüyecektir ve hiç kimse bunun önünü alamayacaktır.


‘Halkımız açlık grevindeki evlatlarını yalnız bırakmamalı’


Açlık grevine giren tüm yoldaşları canı gönülden selamlıyor ve onlara başarılar diliyorum. Şu bir gerçek ki, bizim görevimizi yapmamamızın bir sonucu olarak düşmanın elinde esir olan arkadaşlar bu yükü omuzlamışlardır. Eğer biz dışarıdaki arkadaşlar olarak, özellikle de yönetim olarak görevlerimizi zamanında yerine getirseydik, bugün böylesi bir süreç yaşanmazdı. Arkadaşlar başta İmralı olmak üzere AKP’nin tüm zindanlardaki soykırım siyasetine karşı bu eylemi geliştiriyorlar. Gerçekten bugün İmralı’da yürütülen işkence, Kürdistan’da yürütülen soykırım siyasetinin özünü oluşturuyor. Bu anlamda arkadaşların tutumu yerindedir ama bu bizim görevimizdi. Bizim mücadeleyi daha büyük başarılara taşırarak bu siyasete yol vermememiz gerekirdi. Vaktinde yerine gelmeyen bu görev nedeniyle bugün zindanlardaki yoldaşlar açlık grevleriyle cevap olmak istiyorlar. Bir kez daha onları saygıyla selamlıyorum. Yükleri ağırdır. Bu nedenle halkımız her şekilde bu yoldaşlara sahip çıkmalıdır. İster yurt içinde olsun, ister yurt dışında bütün Kürdistan halkı çok güçlü bir şekilde evlatlarını sahiplenmeli; yine Türkiye’de insan haklarından yana olan bütün kesimler zindanlardan yükselen bu çığlığa sessiz kalmamalıdır. Bizler çok daha güçlü bir sahiplenme gelişeceğine ve böylece zindanlardaki yoldaşların bu eylemi başarıyla sonuca ulaştıracaklarına inanıyoruz. Ama bunun için kamuoyu nezdinde ve halkımız içerisinde gerçekten büyük bir sahiplenme gelişmeli. Bu çerçevede bir kez daha halkımızı, esaret ortamında açlık grevine başlayarak bu ağır yükü üzerine alan yoldaşlarımızı yalnız bırakmamaya çağırıyorum.


‘AKP-MHP ittifakı, Türkiye ve Kürdistan halkının tepesine faşist bir sistem getirmek istiyor’ 


Şu an Türkiye’de işletilen sistem, bizim rıza gösterebileceğimiz demokratik bir sistem değildir. Türkiye için gerekli olan şey yeni-demokratik bir anayasadır. Mevcut anayasa bu anlamda demokratik değildir. Fakat AKP-MHP ittifakının şu an yapmak istediği şey, mevcut durumu daha da geri götürerek 12 Eylül cunta çizgisini başarıya taşımaktır. Yani sistemi tek adama dayandırarak faşistleştirmek ve diktatöryal bir sistem haline getirmek istiyorlar. Bunun için demokrasi ve özgürlük isteyen insanlarımız buna karşı durmalıdır.
AKP-MHP ittifakı Kürdistan’da soykırım siyaseti temelinde sonuca gitmek istemektedir. MHP, kendi çizgisini AKP üzerinde de hakim kılmıştır. Yani AKP, MHP çizgisine gitmiştir. MHP’nin ne olduğunu zaten herkes biliyor. Dolayısıyla bugüne kadar AKP’ye oy veren herkes ve özellikle her Kürt bir kez daha düşünmelidir. MHP, Kürtlerin bir tek saç telinin bile olmasını istemiyor; Kürtleri kökten yok etmek istiyor. Bu soykırım değil de nedir? Yani bu referandumda evet oyu vermek, MHP çizgisini onaylamak anlamına gelmektedir. Evet çıkarsa Kürdistan’da savaş büyüyecek, soykırım artacaktır. “Taş üstünde taş, omuz üstünde baş kalmasın” diyenler bunlar değil miydi? Bunu Nusaybin için demediler mi? Eğer referandumda bu çizgi onaylanırsa, bütün Kürtlere dönük olan tehlike daha da artacak ve savaş gürleşecektir. Bunun için, bu, bütün Kürtleri çok yakından ilgilendiren bir tehlikedir. MHP çizgisi katliam, soykırım çizgisidir. Savaştır. Tabii bu, bütün Kürtler için olduğu kadar bütün Türkiye için de bir tehlikedir. Bunlar kazanırlarsa Türkiye’de bir iç savaş geliştirirler.

 

‘Onur, şeref ve haysiyet sahibi her Kürt refarandumda mutlaka 'HAYIR' demeli’


Kısacası bunlar Türkiye’yi diktatöryal bir rejime götürerek Türkiye’yi de tehlikeye atıyorlar. AKP-MHP ittifakı, hem Türkiye hem de Kürdistan halkının tepesine gerçekten faşizan ve karanlık bir sistem getirmek istiyor. Bunun için hem Türkiye’de tüm barış ve demokrasi yanlısı kişiler, hem de Kürdistan’da tüm barış ve demokrasi yanlısı kişiler ile Kürtlerin yokluğunu değil varlığını isteyen, halklara ve kültürlere saygısı olan herkesin HAYIR demesi gerekir. Tabii ki biz referandumdan evet çıkması durumunda her şeyin biteceğini ve son bulacağını düşünmüyoruz. Biz savaşımıza devam edeceğiz. Ama herkes bilmeli ki, evet çıkarsa Türkiye’de Kürt düşmanlığı yükseliş kazanacaktır. Bunun için de onur, şeref ve haysiyet sahibi her Kürt mutlaka 'HAYIR' demeli.


Referanduma 2 gün kaldı. Halkımız AKP’nin çok kurnazca almış olduğu tedbirlere karşı çaresiz bir şekilde oturmamalı. Mesela Lice’de bütün sandıkları merkeze götürüyorlar. Çünkü köyden herkesin gelemeyeceğini hesap ediyorlar. Yine yıkılan şehirlerde sandıkları başka yerlere götürmüşler. Batman’da bu kaç günde bilmem ne kadar sandığın yeri değiştirilmiş. Bunların hepsini halkımız sandığa gitmesin diye yapıyorlar. AKP-MHP ittifakının bu kirli politikalarına inat, herkes sandığa gitmeli. Maddi olarak da manevi olarak da herkes birbirine yardım etmeli, kim nerede olursa olsun kaydının olduğu sandığa gitmeli ve tutumunu ortaya koyarak, ‘HAYIR’ demelidir. Tüm insanlarımız böylece Kürt iradeleşmesine ve büyüyen özgürlük-demokrasi dalgasına katılarak, geleceğini karartmak isteyenlere dur demelidir. Bu hem bir insanlık görevi, hem de bir yurtseverlik görevdir. Halkımızın ve Türkiye halklarının bu önemli dönemde gerekli cevabı vereceklerine inanıyoruz.

 

İlgili Haberler
« »


-
RojNews
İletişim


Korek   : +964 7508749379

Asia      : +964 7718835920

Normal : +964 533361295

Email    : rojnewstr@gmail.com
© Copyright 2015 RojNews. Hemû mafên portala ROJNEWS Ajansa Nûçeyan a Roj hatine parastin