Smiley face
Smiley face
Smiley face

Xıdır Salih: Xanesor'daki saldırı PKK’ye karşı değil Êzidîlere karşıdır

17-03-2017 20:32:27
Şengal Kurucu Meclisi başkanı Xıdır Salih, Xanesor’a yönelik saldırının PKK’ye karşı olmadığını amacının Êzidî katliamı olduğunu ifade ederek “Bu saldırılar Êzidî halkının bir kez daha Şengal’e dönmemesi ve Şengal’i Êzidîlerden boşaltmak amaçlıdır. Bu çerçevede Xanesor’un hedef alınması çok önemlidir.” dedi.


 

 

 

DANA ÖMER/ROJNEWS

 

 

 

KDP’ye bağlı silahlı grupların 3 Mart tarihinde Şengal’e bağlı Xanesor beldesine saldırması ardından KDP’nin Şengal üzerindeki baskı ve saldırıları halen devam ediyor. 


Bu saldırıların arkasındaki amaç ve planlara ilişkin ajansımızın sorularını yanıtlayan Şengal Kurucu Meclisi başkanı Xıdır Salih, bu saldırıların 3 Ağustos 2014 fermanının bir devamı olduğunu ve Türk devletinin de parmağının olduğu Êzidîlere karşı bir savaş olduğunu ifade etti. 


Şengal Kurucu Meclisi başkanı röportajının devamında Xanesor’a yönelik saldırıyı kardeş savaşı olarak görmediklerini, bunu Êzidîlere karşı savaş olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

 

‘O güçler ‘Roj Güçleri’ değil kara güçlerdir ve amaçları ulusal birliği parçalamaktır’


Şengal’deki gerginlik ve çatışmalar nasıl başladı ve şu an Şengal’in durumu nasıl?


3 Mart’ta yaşananlar Şengal ve çevresinde büyük bir etki yarattı. Bu olay Irak’ta, Kürdistan bölge hükümetinde ve Kürdistan’ın her dört parçası ile dünyada yankı buldu. KDP’ye bağlı çeteler tarafından gerçekleştirilen kirli bir saldırıydı. Çünkü bu güçler resmi bir güç değil çetedirler. Ulusalararası yasalar, yine göçmen yasalarında da mültecilerin asker olamayacağı ifade edilir. Herkes biliyor ki, bu gruplar Rojavalıdır. Diğerleri de Rojava’dan Kürdistan bölgesine gelen ve Roj peşmergeleri adı altında eğitilmişlerdir. Fakat maalesef bunlar Roj (Güneş) güçleri değildir. Güneş kutsal bir şeydir. Fakat bunlar karanlık güçlerdir ve işleri güçleri de Kürdistan’ın birliğini bozmaktır, Kürdistan’a karşı savaşmaktır. Xanesor olayında da açığa çıkmış ve ispatlanmıştır ki, bu güç Türk devletinin çıkarlarını savunmakta ve bu halka düşmanlık yapmaktadır. 


‘Halk her gün Xanesor’a dönmeye devam ettiği için Xanesor hedeflendi’


Bu güç neden Şengal yakınlarına gönderildi?


Xanesor iki yıldır kurtarılmıştır ve bir sistem ve istikrar oluşturulmuştu. Her gün çok sayıda aile Güney Kürdistan’dan Xanesor’a dönüyordu. Bu nedenle burayı hedef alarak Xanesor’a saldırdılar. Bu güçlere savaş ve çatışma görevi ve emri verilmişti. Bu çok büyük bir hataydı. Önce bu güçler YBŞ’ye saldırarak çatışma çıkarttı. Bu saldırıda 7 savaşçı şehit düştü, 21 savaşçı da yaralandı. Rojava’daki Êzidî halkımız Şengal’e yönelik 3 Ağustos fermanında kendilerini Şengal halkına yönelik saldırının dışında görmediler. 6 Ağustos’ta Şengal ve Rojava arasında koridor açıldığında, Süryanisi, Hıristiyanı, Êzidîsi ile tüm Rojava halkı araçlarıyla gelerek Êzidî halkımızı kurtardı. Xanesor’a yönelik bu saldırı ve halkımız üzerindeki baskı ardından Xanesor ve Sinûnê’deki yüzlerce aile bir kez daha Şengal dağına sığındı. Bir kısmı araçlarında kaldı, bazıları da çadırlarda kalan akrabalarının yanına gitti. 3 Mart’taki saldırı yaşandığında Şengal ve Rojava halkının aklına hemen 3 Ağustos fermanı geldi. Rojava halkı bu nedenle hemen biraraya gelerek gerek manevi anlamda gerekse de her anlamda ‘Êzidî halkımız yalnız değildir, biz yanlarındayız.’ dediler. Şengal halkının acılarını hissederek Şengal halkıyla birlikte eylem düzenleyerek bu çatışmanın durması ve sona ermesi için açıklama yapmak istediler. Fakat ne yazık ki halka saldırıldı ve halkın üzerine ateş açıldı. Burada Nazê şehit düştü. Nazê yurtsever bir aileden geliyordu ve 3 Ağustos’tan beri aile olarak Şengal dağında kalıyorlardı. Yine erkek kardeşi ferman sürecinde şehit düşmüştü. Nazê’nin de şehit düşmesiyle aynı aileden ikinci şehit verilmiş oldu. Ağabeyi DAİŞ çeteleri tarafından şehit düşürülürken, Nazê ise AKP-KDP çeteleri tarafından şehit düşürüldü. 


‘Bu kardeş savaşı değil, Êzidîliğe karşı savaştır’


Êzidîlere karşı neden bu savaş yürütülüyor?


Bu çetelerle yaşanan çatışma ve savaşı biz kardeş savaşı olarak görmüyoruz. Bu savaş Êzidîliğe, Êzidîlere karşıdır. Eğer bu çetelerin amacı YBŞ ya da PKK’ye saldırmaksa, PKK birçok yerde var. YBŞ güçlerimiz de birçok bölgede var. Örneğin 72 km güçlerimizin denetimindedir. Peki neden Xanesor gibi bu halkın kendini yönettiği ve halkın geri döndüğü ve yüzünü çevirdiği bir merkez olmuştur? Okul, belediye ve tüm kurumlara sahiptir. Neden Xanesor’a geliyorlar, YBŞ’nin olduğu sınıra gidip orada sorun çıkartsalardı? Eğer kendilerinin söyledikleri gibi amaçları PKK’yse de, PKK Xaneqin’de var, Maxmur’da var, Kerkük’te var, dağlarda var. Kuzey Kürdistan’da var. Her yerde mevzileri var ve faşistlere karşı savaşıyorlar. Oraya gitselerdi. İşte buradan anlaşılmaktadır ki, amaçları ve hedefleri gerilla değil, Êzidî halkıdır. Bunu doğru değerlendirecek olursak, bu saldırı 3 Ağustos fermanının devamıdır. Çünkü 3 Ağustos fermanının amacı da Êzidîleri bitirmek ve Şengal’i boşaltmaktı. Bunu başaramadılar. Yine amaçları Şengal dağındaki halkı bitirmekti, bu planları da başarılı olmadı. Şengal dağındaki aileler direndi ve varlıklarını devam ettirdiler. Bu plan başarılı olmayınca bu sefer Türkiye mafyası aracılığıyla Avrupa yolunu açarak kişi başına 10 bin dolar alarak Avrupa’ya götürdüler. Tüm bunları da Êzidîlerin geri dönmesini engellemek için yaptılar. Fakat bu plan da başarılı olmadı. Tüm bunlar için Sêmalka kapısını bizlere kapattılar. Halkımız üzerinde gıda ambargosu uyguladılar. Ve ambargolar ve engellemeler de halen bölge hükümeti tarafından devam ettiriliyor. Tüm bunları direnmememiz, irademizi onlara teslim etmemiz ve böylelikle kendi planlarını uygulamak için yapıyorlar. Fakat bu planları da başarıya ulaşmadı. Êzidî peşmergelerden oluşan tugaylara birçok kez YBŞ’ye saldırmaları için baskı uyguladılar ve böylelikle Êzidî peşmergelerle YBŞ saflarındaki Êzidîler arasında kardeş savaşı çıkartmak istediler. Fakat halkımızın bilinci sayesinde bu planlarını gerçekleştiremediler. Bu planın başarıya ulaşmaması ve Êzidî peşmergelerin YBŞ içerisindeki kardeşlerine karşı savaşmaması da halkımız için gurur ve mutluluk kaynağıdır. Burada halkın bu düşünceleri benimsediğini ve kendi gönderdikleri adamlarının başarılı olamayacağını gördüler. 

 


Yine diğer yandan Musul’un kurtarılması operasyonu da sona doğru ilerliyor. Telafer de kurtarılacak ve o zaman Şengal’in statüsü de kabul edilecektir. Bu nedenle Xanesor’a yönelik saldırı geliştirildi. Halkın göç etmesi ve halkın Şengal’e dönmesini engellemek ve halkın Güney Kürdistan’daki kamplarda rehin olarak tutulması ve dışarıda olanların da ‘Orada kardeş savaşı yaşanıyor, orada bizim için bir şey kalmadı’ düşüncesine kapılmasını sağlayarak umutlarını yok etmek istediler. Bu nedenle bu gruplar aracılıyıyla çatışma çıkarılmıştır. Bu grupların içerisinde yalnızca Rojavalılar yoktur. Türkler ve Türk MİT’leri de içerisinde yer almıştır. Ve bunlar tek bir kelime dahi Kürtçe bilmiyorlar. 

 

Şehitlerimizle onur duyuyoruz ve başımız diktir. Eğer onlar sırtlarını Türkiye ve Suudi Arabistan'a bağlıyorlarsa, biz de sırtımızı halkımıza dayıyoruz.

 

‘Şengal’e yönelik tüm saldırılar Irak parlamentosu ve yetkililerine bildirildi’
 

Bu süreçte Şengal Kurucu Meclisi başkanı olarak Bağdat’a ziyarette bulundunuz, bu ziyaretin amacı neydi? Ve Şengal’in durumu hakkında kimlerle görüştünüz?


Saldırı yaşandığında bizler ABD’nin Hewlêr’deki konsolosluğunu bilgilendirdik. Yine Irak’ta Irak başbakanı Haydar Ebadi’nin bürosunun sorumlusu ile görüştük. Kendisine bir mektup sunduk. Kendilerini ve yine bu durumu takip eden birçok yeri de durum hakkında bilgilendirdik. Çünkü Şengal idari olarak halen Irak’a bağlıdır. Musul vilayeti olarak halen Irak’a bağlıdır. Halkımıza yönelik geliştirilen bu saldırı Irak başbakanı ve tüm parlamenterlere ulaştırıldı. Olayın 2 gün ardından tüm bunlar Irak başbakanı Haydar Ebadi ve Savunma Bakanı tarafından olumlu bir biçimde değerlendirildi. 2 gün önce Haydar Ebadi, haftalık toplantısında bazı güçlerin Irak güçleri ve Heş El Şebi güçlerinin Musul ve Telafer’deki ilerlemeyi engellemek istediğini ifade etti. Yine bazı iç cephelerin de kendilerine zorluk çıkardığını ve bunu hiçbir şekilde kabul etmeyeceklerini, bu güçlerin çekilmemeleri halinde buna karşı sert tepki vereceklerini belirtti. Bu mesajların yerine ulaştığını tahmin ediyorum. Hewlêr ile Bağdat arasındaki üst düzey ilişkilerde Irak belki doğrudan müdahale etmemiş olabilir fakat olanlardan haberdar olduğunu ve bu durumu kabul etmediğini ve sivilleri katledenlerden hesap soracakları mesajını Hewlêr’e iletmiştir.  Bizler de bunun hesabını hem Irak yasaları çerçevesinde hem de uluslararası alanda KDP’den soracağız. Çünkü iki yasal maddeyi ihlal ettiler. Irak kanunlarına göre, göstericiler üzerine ateş açılması ve eylemcinin öldürülmesi suçtur. Fakat KDP 21 yaşındaki genç bir kadını katletmiştir. Söz konusu eylemde de çoğunlukla analar, kadınlar yer almasına rağmen, herkes bu saldırının yapıldığını görmüştür. İkinci olarak da uluslararası yasalara göre bu güç meşru değil, bir çete gücüdür. 


KDP neden bu gücün Peşmerge Bakanlığı’na bağlı olduğunu söylüyor?


Binlerce Güney Kürdistanlı genç işsizken, neden Güney Kürdistanlı gençlerden peşmergeye almıyorlar da Rojava’lı mültecileri peşmerge yapıyorlar. Yine Şengal’de kaç bin Êzidî peşmerge var, neden onları resmi peşmerge olarak kabul etmiyor. Haydar Şeşo, 2 yıldır kendisine bağlı güçlerin Peşmerge Bakanlığı’na bağlanmasını talep ediyor. Neden bunu yapmıyorlar? Neden gidip Araplardan ve mültecilerden peşmerge gücü kuruyorlar? Bu uygulamayla mültecilerin asker olamayacağı yönündeki uluslararası yasaya muhalefet etmişlerdir. Mülteci olan bu kişiler bizim ülkemizde yurttaşlarımızı katlederse, bunlar hakkında dava açılmalıdır. Nasıl başka bir ülkeden mülteci olan bir kişi resmi asker olup da bu ülkenin yurttaşını öldürebilir? Bu suçtur. Onlardan hesap sorulmalıdır. Bu mültecilerin sorumlusu kimdir? Neden bu kişilerin bu ülkenin yurttaşlarını öldürmesine göz yumuyorsun? Bunun için Irak’ta da bunlara karşı dava açılmalıdır.


‘Projemizde tüm kesim ve kişilerin haklarına yer var’


Bağdat’a yaptığınız ziyarette Iraklı yetkililerle neler konuştunuz? Üzerinde tartıştığınız bir projeniz var mıydı?
 

Bağdat’a yaptığımız ziyaret Şengal’in statüsüne ilişkindi. Şengal’in 3 Ağustos 2014 fermanından öncesindeki gibi olması fakat bir partinin hakimiyetinde olmaması ve Şengal halkının haklarının bir kesim tarafından keyfi olarak kullanılıp ihlal edilmemesi yönünde projemiz var. Ortaya koyulan direniş ve verilen şehitler Şengal’in haklarına ve özgürlüğüne kavuşması içindir. PRojemizin bir bölümünü Irak başbakanının ofisine sunduk, bir bölümünü de Musul ovası ve Şengal’de yaşayan Şebek, Hıristiyan, Türkmen, Şii ve diğer kesimlerin temsilcilerine sunduk. Fakat maalesef Kakailerin temsilciliği yoktu, eğer olsaydı onları da ziyaret edecektik. Fakat onun dışında görüştüğümüz her kesim ve tarafa projemizi sunduk. 


Projeniz çerçevesinde Şengal için ne talep ettiniz?Şengal bağımsız bir bölge olabilir mi ya da nasıl olacak?


Şengal’in statüsü üzerine olan projemiz Şengal’in geleceğinin nasıl olacağına ilişkindir. Bu projemiz Avrupa tarafından büyük oranda kabul edildi. Avrupa Birliği sıcak yaklaştı. Çünkü Irak anayasasında azınlıklara ilişkin bölümleri ve maddeleri bildiklerinden, Şebek, Êzidî, Hıristiyan ve Kakai gibi tüm azınlıkların da bu proje içerisinde yer bulduğunu gördüler. Projemizi sunduğumuzda, kendileri de gözden geçirdiklerinde yerinde bir proje olduğunu ifade ettiler, çünkü proje yalnızca Êzidîleri kapsamıyordu. Êzidîlerle birlikte, Hıristiyanlar, Şebekler, Şii Türkmenler, yine Kakailer ve halkın kanını dökmemiş, Irak yurttaşlarını katletmemiş ve DAİŞ ile işbirliği içerisinde hareket etmemiş Sünnilerin de tüm haklarının korunduğu ve bu inşada yer alabileceklerini ve destek verebileceklerini gördüler ve bu nedenle AB sıcak yaklaştı. Fakat elbette resmiyete göre Irak parlamentosundan geçerek kabul görmeli ve o şekilde resmileşmelidir. Kuşkusuz Şengal ve Musul ovasındaki herkes, bu topraklarda yaşayan herkesin bu statü içerisinde yer alma, katılma hakkı vardır. Yalnızca elini Irak yurttaşlarının kanına bulamış ve DAİŞ ile birlikte hareket etmiş kesim ve kişiler bu suçları için cezalarını çekeceklerdir. Bu kişiler suçları için cezalarını çekecektir. 


Bağdat’ta Irak başbakanlığı ofisine bağlı bir kurul bulunuyor ve Şengal’in statüsüne ilişkin proje bu kurulun elinde de bulunuyor. Bu kurulda yer alan kişiler de tartışılan bu konularda uzmanlardan oluşuyor. Bizim talebimiz Hıristiyanlarla birlikte Musul ovası ve Şengal’i kapsayan bir vilayetin oluşturulması. Temel projemiz budur fakat bu olmazsa Musul ovası ve Şengal olmak üzere iki vilayet olması yönünde de önerimiz var. Bu vilayetler de Irak anayasasına göre Bağdat’a bağlı özerk yönetimler olacak. Musul’a değil direkt olarak Bağdat’a bağlı olacaklar. Bu süreçte bu bölgelerin Bağdat’a mı, Kürdistan bölge hükümetine mi bağlı olacağı, yoksa bağımsız bir bölge mi olacağı da tartışılabilir fakat bunun için karar vermenin şimdi zamanı değil çünkü halen göçmen ve mülteci olan halkımız var. Hem Hıristiyan, hem Êzidî, hem Şiî halkımız göçmen durumunda. Göç edenlerin hepsinin dönmesi ardından bir istikrar ve huzurunun sağlanması ve belki birkaç yıllık yönetim ardından herkesin özgür bir biçimde seçimini yapması daha uygundur.  Baskı ve tehdit, tehlike altında olmamalıdır. O zaman bizler halkımız ne karar verirse halkımızla birlikte oluruz. 
 

‘Bizler yalnızca bizim için canını feda edenlere güveniyoruz ve onlar da gerillalardır’


KDP, PKK ve PYD güçlerinin Şengal’den çıkması gerektiğini söylüyor. Şengal’de PKK ve PYD güçleri bulunuyor mu, ya da Şengal halkı bu güçlerin Şengal’den çıkmasını istiyor mu?


Şengal’de PYD’nin gücü bulunmuyor fakat PKK’nin bazı üyeleri bulunuyor. Onlar da 3 Ağustos fermanının başından bugüne buradalar ve bölgede sorunların yaşanmasına izin vermiyorlar. Eğer onlardan olmasa, Êzidîler ve KDP bugüne kadar çoktan birbirlerini öldürmeye başlamıştı. Birçok kez karşılıklı çatışma durumuna kadar gelindi fakat onların aracılığıyla bu sorunlar aşıldı. Êzidî halkının ve KDP içerisindeki Êzidî peşmergelerinin birbiriyle çatışmaması için onların büyük bir çaba içerisinde olmuş olması büyük bir gurur ve mutluluk kaynağıdır. KDP’nin ya da Güney Kürdistan’ın PKK’ye Şengal’den çık demeye hakkı yoktur. Çünkü Şengal idari olarak Kürdistan bölgesine bağlı değildir. Irak’ın böyle bir hakkı olabilir. Buraya gelerek Êzidî halkını kurtarmak için yüzlerce şehit verenler PKK ve Irak aşiretleridir. Güney Kürdistan güçlerinin, yine Irak güçlerinin yarattığı boşluğu YPG-YPJ savaşçıları ve gerillalar burada kan dökerek doldurmuştur. Bu halkı korumak ve yok olmaktan kurtarmak için yüzlerce şehit verdiler. Şengal dağının DAİŞ’in eline geçmesine izin vermediler. Irak’ın üçte biri DAİŞ’in eline geçmesine rağmen, bu bölgede DAİŞ çetelerinin eline geçmeyen tek yer olarak yalnızca Şengal dağı kalmıştı. Ve bu da şehitlerin fedakarlığı ve dökülen kanları sayesinde oldu ve bu nedenle bu kadar yankı uyandırdı. Eğer Irak PKK’nin Şengal’den çıkmasını istiyorsa, Irak toprağıdır, biraraya gelebilir, görüşebilirler. Êzidîlerin şartı Êzidî toplumunun bir kez daha fermanla karşı karşıya kalmamasıdır. Gerilla güçlerinin buradan çıkması ardından kim bize bunun garantisini verebilir? Kürdistan bölgesi mi? Daha dün Xanesor’a saldıranlar onlardı. Yine 3 Ağustos 2014’te 12 bin peşmerge yine bir telefonla geri çekildi. Biz kime güvenelim? Musul’da 60 bin Irak askeri vardı, 24 saatte yenildiler.


‘Êzidîler gerillanın Şengal’den çıkmasını istemiyor’


Kime güveneceğiz? Biz yalnızca bizim için canlarını feda edenlere güveniyoruz. Ve bunu yapanlar da gerillalardır, bu nedenle Êzidî halkı gerillanın çıkmasını istemiyor. Onların çıkması durumunda ya Êzidî halkı kalmayacak ya da Êzidîler de onlarla birlikte çıkacaktır. Yani Êzidî halkı onların buradan çıkmasını istemiyor. Gerilla ve halk artık bölge halkı üzerinde tehdit ve tehlike kalmadığına ikna olduktan sonra, o zaman Irak’la oturulup anlaşılabilir. Êzidîler kendi kendilerini koruyabilir, Êzidîlerin kendi gücüne silah verilebilir ve BM’nin gözetimi altında kendi kendilerini koruyabilir ve  üzerlerinde tehlike kalmazsa, o zaman bizler de gerillaları çiçeklerle uğurlarız. Harcanan emeğe minnettarız. Êzidîler hak ve hukuklarına kavuştuklarında, güvende olduklarında, kendi savunmaları oluştuğunda ve güçlenerek kendini koruyabildiğinde, kendi kendini yönetebildiğinde hiçbir sorun kalmayacaktır.

 

İlgili Haberler
« »


-
RojNews
İletişim


Korek   : +964 7508749379

Asia      : +964 7718835920

Normal : +964 533361295

Email    : [email protected]
© Copyright 2015 RojNews. Hemû mafên portala ROJNEWS Ajansa Nûçeyan a Roj hatine parastin