Smiley face
Smiley face
Smiley face

Ebdulwahîd: Eğer halk bize fırsat verirse bu sistemi nasıl değiştireceğimizi iyi biliyoruz

25-10-2017 14:24:39
Güney Kürdistan'da siyete yeni bir soluk getirme iddiasıyla giren Şasiwar Ebdulwahîd, kurduğu Yeni Nesil Listesi'yle, Güney'deki siyaset tekelini kırmayı hedeflediğini belirtiyor. Ebdulwahîd, "Eğer halk bize fırsat verirse bu sistemi nasıl değiştireceğimizi iyi biliyoruz" diyor.


 

 

 

 

SORAN HISÊN / ROJNEWS

 

 

Güney Kürdistan seçimlerine Yeni Nesil Listesi ile hazırlanan Şasiwar Ebdulwahîd, RojNews'e verdiği ropörtajda Güney Kürdistan siyaseti, yaşanan kırılmaları ve partisinin hedeflerini anlattı. Yeni Nesil Listesi başkanı Şasiwar Ebdulwahîd, Güney Kürdistan'daki yönetimi değiştirmeye geldiklerini belirterek, "Bu sistemi nasıl değiştireceğimizi bildiğimizi düşünüyoruz" dedi.

 

* Referandumla başlayalım isterseniz... Referandumda "Şimdi Hayır" kampanyasını yürüttünüz. Size göre Güney Kürdistan'ın bugün yaşadıkları referandumun bir sonucu muydu?

 

Biz daha bu işin başından beri bu referandumun sahte bir şey olduğunu, Kürt devleti kurma amacı gütmediğini ve bunu yapanların da hiçbir zaman Kürt çıkarları ve Kürt devleti gibi bir projeye inanmadığını dile getirdik. Bunun için de elimizde yeterince bilgi ve veri vardı. Onlar da bunu biliyorlardı. Aramızdaki fark, bizim halka karşı objektif olmamızdı. Onlar daha fazla iktidarda kalmak için bölgeyi kaosa sürüklemek istiyorlardı. Hepimiz de Bölge Başkanlığı'nın süresinin dolduğunu ve bunun da ciddi sorunlar yol açtığını biliyorduk. Parlamento ise kapalıydı ve Bölge Hükümeti'nin de hiçbir etkisi olmadığını herkes biliyor. Onlar iktidarda kalmak için bölgede bir savaşın çıkmasını istiyorlardı. 

 

* Yani bu savaşın Bölge Yönetimi'nin iktidarını korumak için yaptığını mı söylüyorsunuz?

 

Ben onların böyle istediğini düşünüyorum. Ama onların öngörüleri yanlıştı. Bir savaş çıkartmayı ve bu durumda da uluslararası kamuoyunun kendilerini destekleyeceğini düşünüyorlardı. Ama bu hale düşeceklerini hesaplamamışlardı.

 

* Başta ABD olmak üzere onlarca ülke yaptıkları açıklamalarla referanduma karşı olduklarını açıkladı. Buna rağmen Bölge Yönetimi neden kimseyi dinlemedi?

 

Diktatörler bazen öyle bir duruma düşerler ki dünyayla bütün bağlarını koparırlar. Çok güçlü olduklarını ve herkesin kendilerini hesaba kattıklarına inanırlar. Öyle bir hastalığa yakalanırlar ki ne kendilerini görürler ne de etrarında kimlerin olduğunu, kimlerin olmadığını görürler. Mesela bütün dünya Saddam'a Kuveyt'ten çekilmesini söylediğinde o bildiğini okudu ve çekilmeyi kabul etmedi. Sonra ne oldu? Bu tür kişilikler kendilerini dünyadan izole ederler ve gözleri bir şey görmez olur. Kör olurlar ve etrafında olup bitenleri görmezler. 

 

* Size göre şimdi "tartışmalı bölgeler"de yaşananlar bir anlaşma sonucu mu yoksa referandumun sonucu mu?

 

Eğer gerçekten referandumdan önce uluslararası güçlerle bir anlaşmaya gidilseydi, gerçekten de anayasaya göre tartışmalı bölgeler olarak bırakılan yerlerde bugün yaşananlar olmazdı ve Irak orada hüküm süremezdi. Çünkü Kürdistan Bölge hükümetine 140'ıncı madde kapsamındaki yerlerdeki sorunun çözümü için çok fazla söz verildi. Eğer gerçekten bu işlerden anlamış olsalardı bırakalım bugün yaşanları Kürdistan Bölgesi için gerçekten de çok daha kazançlı şeyler yapılabilirdi. O zaman 140'ıncı madde gerçekleşti mi gerçekleşmedi mi diye bir derdimiz de olmazdı. Çünkü bu bölgeler zaten bizim kontrolümüzdeydi. Kürtler de bugün başlarına gelen felaketi yaşamazlardı. 

 

* Kürdistan Bölge hükümeti şimdi Bağdat'a dönerek anayasa çerçevesinde görüşmelere hazır olduğunu açıklıyor. Daha önce neden hazır değildi?

 

Daha önce de söylediğim gibi bütün öngörüleri yanlıştı. Eğer bunlar akılcı bir siyaset yürütseydi ve gerçekten de bu işten anlayan kişiler olsalardı zaten Kürt halkı bugün düştüğü duruma düşmezdi. Her şeyleriyle yanlıştılar. Ne siyasetten ne de ekonomiden anlıyorlar. Bunun için de gerçekten de kırıldılar. 50-60 senedir siyaset yapıyorlar ama bizim gibi gençler çıkıp onlara bilmiyorsunuz, diyoruz. Hadi dönüp bakalım bunlar Kürtler için ne yaptı. Hadi sadece son iki yıllık hükümet tecrübelerine bakalım. Bizim bir kurumsallaşmamız yok, bizim güçlü bir askeri gücüm yok. Ne adalet sistemi, ne sağlık sistemi, ne eğitim sistemi, ne doğru dürüst üniversite ne de bir yasamız var. Bir tarım politikamız yok. Son 26 yıldır bu halk için tek bir şey yapmadılar. Bırakalım her şeyi, halkın birliği için bile bir şey yapmadılar. 

 

* Kürdistan Bölgesi yine Bağdat'a dönüyor. Size göre bu durumun mesulleri, bu durumu değiştirebilecekler mi?

 

Bana göre siyasetteki bazı yüzler değişecek. Ama onlar 60 yıldır siyaseti kendi tekellerine almışlar, onların değişmesi biraz zaman alacak. Ama bana göre yapılacak birkaç seçimde yeni simalar çıkacak ve eskilerin bir etkisi artık kalmayacak. Halk yıllardır onlara oy verdi ama hiçbir faydalarını görmedi. Bundan sonra siyaset ve yönetimdeki simaların değişeceğine ve bunun siyasi akılda da bir değişimi yaratacağına inanıyorum. Halkın artık bunlara tahammülü kalmadı. En kötü dönemlerini yaşıyorlar. Sadece KDP ile YNK değil, Güney Kürdistan'da yıllardır siyasetin içinde olan partiler de bir değişimi yaşayacak.

 

 

 

* Seçimler ertelendi. Size göre neden bir ertelemeye ihtiyaç duyuldu?

 

En çok yapılan yorum kendilerini toparlamaları için zamana ihtiyaç duydukları yönünde. Doğrudur. Ama ben bunun onlar için çözüm olmayacağını düşünüyorum. Çok uzun bir süre de erteleyemezler. Biz halkımızla birlikte sokaklara çıkabilir ve bunları kabul etmeyebiliriz. Birkaç ay erteleme bile olsa bana göre seçimlerin yapılması, demokratik zeminden uzaklaşmaktan daha iyidir. Ben daha önce de KDP ve YNK içindeki akil insanlara söyledim: Siz sahada da, parlamentoda da iktidarsınız, demokrasiyi bir tarafa bırakabilirsiniz. Ama bunu yapmanız bile işinize yaramayacak ve daha iyi bir demokrasinin kurumsallaşmasına zemin sunacaktır. Ama demokratik zeminin tamamen ortadan kaldırılması demek savaşın başlaması demektir. 

 

* Peki siz çözüm olarak neyi öneriyorsunuz?

 

Şimdi yapılacak olan tek şey seçimlerin yapılmasım ve yeni bir hükümetin kurulmasıdır. Seçim dışında hiçbir yol yok. Gelişmiş ülkelerin bugün bu kadar ileride olması da seçim ve demokrasiye olan kanaatlerinin bir ürünüdür. Çünkü seçim değişimi beraberinde getirir, yeni simaların ve projelerin konuşulmasını ve hayata geçirilmesini sağlar. 

 

* Ama Güney Kürdistan'da siyasi partilerin silahlı güçeri var. Mesela rahatlıkla hak talepleri için yapılan eylemleri basabiliyorlar. Geçtiğimiz günlerde Süleymaniye'de sizin de mitinginizi bastılar. Bu sizin çalışmalarınızı biraz zorlaştırmaz mı?

 

Demokratik eylem ve mitinglerimizi engellemek onlara hiçbir şekilde hizmet etmeyecektir. Halk Saddam zamanında bile eylem yapıyordu, önünü alamıyorlardı. Tüm engellemelere rağmen bizler birkaç eyleme ve etkinlik yapabildik. Onlar bir kırılma yaşadılar. Geçen günkü eylemimizde de kargaşa çıkmaması için çok ısrarcı olmak istemedik. Önümüzdeki süreçte daha kitlesel eylemlerimiz olacak. Seçimlerde de eğer bir parti ya da meşru bir şekilde seçimlere katılma hakkı kazanmışsa kimsenin bunun önünde engel oluşturma hakkı yok. Bunu hem iç kamuoyu, hem de uluslararası kamuoyu kabul etmez. Eğer halkımız bize onay verirse o zaman bu iktidarların nasıl yıkılacağını görülecek. Eğer halk onay verirse bu iktidarla nasıl hesaplaşacağımızı herkes görecek. 

 

* Sizin mal varlığınıza yönelik kimi eleştiriler var ve "fakir halkın halinden anlamayacağınız" söyleniyor. Buna ilişkin ne diyorsunuz?

 

Tamam biz ticaret yaparız, bazı maddi imkanlarımız ve şirketlerimiz var. Biz siyaseti parlamenterlik maaşı almak için yapmayız. Ben ve arkadaşlarım da ticaretle uğraşabilir ve yurtdışına gidebildik, halk diye bir derdimiz de olmayabilirdi. Ama bizim derdimiz bundan daha büyük, ülkemizin derdidir. Eğer ömrüm yeterse öyle yaparım ki, tüm halkımın yaşamını benim şimdiki yaşamımın düzeyine ulaştıracağım. Önemli olan halkın fakir olup da fakirleri korumak değil. Önemli olan durumu iyi olanların fakirlerin durumundan haberdar olmalarıdır. 

 

Amacımız fakir halkın kalmaması ve onların gelir düzeyini de yükseltmektir. Yurttaşlarımız öyle bir ülkenin üstünde yaşıyorlar ki, yer altı ve yer üstü altın. Ancak yeni partilere, siyasete ve yönetime ihtiyacı var, onları fakir eden ve yaşamlarını onlardan ayıranlara değil. Bu ülkede fakir kimsenin kalmaması gerekirdi. Bir gün iktidara gelirsek, kimsenin fakir, maaşsız ve kirada kalmasına izin vermeyeceğiz. 

 

* Sermayenizi halkın hizmetine sokacağınızı söyleyebilir misiniz? 

 

Eğer ben sermayedarsam, bu ülkenin ne kadar parasının olduğunu ve eğer iyi bir akıl bunu yönetirse halkın yaşamının ne düzeye geleceğini, inanın bir sermayadar olduğum için iyi biliyorum. Bakın inşaat şirketimiz vardı, halkın 12 yılda aylık 120 dolarla ev sahibi olabilmeleri için 1600 dair yaptık. Eğer hükümet olsam daha birçok şey yapabilirim. Geliri az olanlar için bin daire daha yapıyoruz. Çünkü dediğim gibi, bu ülkede parayı yönetenler şimdi kadar hayatları boyunca bin dolar dahi kazanmamışlar. Ki, bu iktidarın dolayı halkın da durumu iyi değil. Çünkü onlar sadece hırsızlıktan ve yenilgiden anlıyorlar. 

 

* Bu durumların aşılmasında siz, Kürtlerin ulusal birliğini ne kadar önemli görüyorsunuz? 

 

Ulusal davaya inancımız var. Ama gelecekte insanlık değerleri üzerinden bir devletleşmemiz olabilir, ancak ulus devletin çağı geçti. Örneğin dünya devletlerinde görüyoruz ki, devletler aralarındaki sınırlar kalmasın diye kendi aralarındaki sınırları kaldırıyorlar. Dönem ulusların, renklerin, inançların ve kültürlerin içiçe geçme ve birlikte yaşama dönemidir. 2017 yılında hala eski hayallerimizin peşine peşine düşmemiz olmaz. 

 

* Esas aldığınız bu siyaseti Kürdistan'ın diğer parçaları için de sürdürmek gibi bir çabanız var mı? 

 

Kuşkusuz bu bizim amacımız. Ama şimdilik Kürdistan Bölgesi'ne daha fazla önem veriyoruz. Ki, tamamen buraya yerleşelim ve burada yerimizi sağlamlaştıralım. Büyük bir mutlulukla diyebilirim ki, Kürdistan Bölgesi halkının büyük bir kesimi yönünü bize çevirmiş. Biz de bundan sonra çalışmalarımıza daha fazla hız ve önem vereceğiz.  

 

* Kürtlerin ulusal birliği için devam eden bir çaba var. Siz bu çabayı ne kadar bir çözüm yolu olarak görüyorsunuz? 

 

Kuşkusuz her zaman birlik ve beraberlik önemlidir. Ben, parça parça herkesin kendi kurumları ve yasaları olması ve bu yasalara saygı gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ondan sonra birlik ve beraberlik daha rahat olur. Ama bizim tarafımızda örneğin Kürdistan Bölgesi'nde kimse kimseyi dinlemiyor ve kimse diğeriyle konuşmuyor. Ne de bir kurumumuzu yaratabilmişiz. Eğer kendi içimizde birlik olmazsak bunlar hepsi slogan olur.

 

* Seçimde Yeni Nesil Listesi'ne nasıl bir destek verileceğini düşünüyorsunuz?

 

Bu durum hiçbir siyasi tarafın hoşuna gitmez. Bizim aleyhimizde bir duruş sergiliyorlar. Çünkü onlarda yeni bir şeyler oluşturduğumuzu ve bunun onların çıkarına olmadığını biliyorlar. Ayrıca onların siyasi akılları gibi olmadığını ve onlar gibi düşünülmediğinin de farkındalar. Bu da birbirilerinden hiç bir farklarının olmadığının göstergesidir. Yeni olanı da kabul etmiyorlar. Ancak bizler halkı bekliyoruz, neler yapılabileceğini halka göstereceğiz. Halkın desteği bizim için önemlidir.

 

* Halka diğerlerinden farklı olduğunuza dair söz veriyor musunuz? Peki halka nasıl bir hizmet sunmayı düşünüyorsunuz?

 

İlk defa birilerinin siyaset sahnesine mal, mülk ve para kaygısı olmadan çıktığını görüyorum. Bu mutluluk verici. Şunu içten belirtmek isteriz ki tek bir hayalimiz var, o da halkın yaşam ezgisidir. Ki bu ezgi de hayatta kalma ezgisidir. Ve inanyoruz ki halkımızın geleceği güzel olacak ve yüklerinin çok ağırlaştığı bu mevcut durumdan kurtulacaklardır. 

 

* Halkın büyük bir kısmı KDP'nin kontrolünde olan bölgelerde de eylemlerin yapılıp yapılmayacağını merak ediyor, bu konu da ne diyorsunuz?

 

KDP öyle bir sistem kurmuş ki, halkı da etkisi altında bırakmış. Buralarda düzenlenen eylemlerin KDP'nin kontrolünde bulunan etkenler ile doğrudan ilişkisi olduğunu daima belirttik. Şimdi de sırtlarını Hewler'in siyasi parti, ekonomi ve desteğine dayamışlar. 2013 yılında Hewler'de gerçekleşen seçimlerde yüzde 37 oranında oy elde etmişlerdi, durumları şu an çok kötüleşmiş olabilir. Hewler'de o dönemde seçime katılım oranı yüzde 70'ti. Halkın yüzde 25'i KDP'ye oy vermiş. Şu an teknoloji çok gelişmiş durumda. Artık seminerler için doğrudan Hewler'e giderek burada 100 bin kişinin katılmasına ve izlemesine gerek yok. Buradan da Facebook üzerinden canlı yayın yaparak 100 bin kişiye ulaşılabiliyoruz. 

 

 

Bu kişilerin sonunun geldiğine inanın. Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslar arası güçlerin bile bunlara bakış açıları değişti. Dediğim gibi, geriye yalnızca halkın yeni bir gücü seçmesi kaldı. Daha önce diktatör rejimi ile yönetilen ülkelerde yapılan askeri müdahalelerin burada da yaşanması ihtimali var. Ya da savaş suçu ile mahkemede yargılanırlar ki bu durumda halkın silah alıp bunların karşısında savaşmasına da gerek kalmaz. 

 

* Sizin Facebook partisi olduğunuzu söyleyenler var...

 

Birçok devrim Facebook üzerinden örgütlendi. Bunu düşündükten sonra bize 'açıklama ve Facebook partisi' desinler. Bizler her zaman sokaklardayız, halkımız ile toplanıyor görüş alışverişinde bulunuyoruz. Ayrıca onlarca seminer ve eylem düzenledik. Bütün bu yaptığımız şeyler yeterli değil midir? Bunun dışında Facebook üzerinden bir şey yapamayız. Onlar bazen çekingen bazı açıklamalarda bulunuyor. Bu tür açıklamalar olsa ne olur, olmasa ne olur. Zaten onlar neyden çekindiklerini biliyorlar. Bizler korkmuyoruz ve bizzat halk ile beraber protestolar düzenliyoruz. Biz diğer güçler gibi bayrağın çocuklarını (kurê alê) öldürtüp televizyonlarda seyretmiyoruz.

 

 

 


 

İlgili Haberler
« »


-
RojNews
İletişim


Korek   : +964 7508749379

Asia      : +964 7718835920

Normal : +964 533361295

Email    : [email protected]
© Copyright 2015 RojNews. Hemû mafên portala ROJNEWS Ajansa Nûçeyan a Roj hatine parastin